Açlık Sanatçısı Kitap Sözleri ve Alıntıları

Bu sayfamızda Franz Kafka'nın 'Açlık Sanatçısı' isimli eserinden en güzel alıntılar yer almaktadır.

Açlık Sanatçısı Kitap Sözleri ve Alıntıları

Hem çevrede dolaşıp duran ve bir fırsatını bulduklarında konuya karışmayı bekleyen öyle çok insan var ki! Yine de bu fırsatı şimdiye dek ele geçiremediler, sadece sezdiklerine dayanarak hareket ediyorlar. Bu sezgiler kendilerini sezenleri epeyce oyalar ama başka işe yaradıkları da görülmüş değildir. Bugüne dek işler hep böyle yürüdü, sözünü ettiğim kişiler köşede bekleyip durdular, çevrelerine işsiz güçsüz kimseler gibi baktılar, yakınlarda bekleşmeleri haklı çıkaracak kurnazca yollar, örneğin akrabalık ilişkilerini kullandılar, burunları alacakları kokuda beklemeyi sürdürdüler ama sonuç ne oldu: Bekleyip durmayı sürdürüyorlar.

Osephine'in ıslıkları bizim her gün işittiğimiz ıslıklardan milim farklı değilse de, bir kişinin bu denli sıradan bir işi üstlenmek üzere öne çıkması hiç alışıldık değil. Fındık kırmak bir sanat değildir kuşkusuz, kimse bu işi yapmak için diğerlerini başına toplamaya yeltenmez. Yine de bunu yapan ve başaran biri varsa, orada fındık kırmaktan başka işler gerçekleşiyor demektir. Ya da yapılan iş sadece fındık kırmaktır ama bu denli güzel yapılmadığı için şimdiye dek üzerinde hiç düşünülmemiştir; sonra bir gün fındıkkıran kişi kalkıp bize bu yeteneğin iç yüzünü gösterivermiştir.

Bu değerbilmezliğe, dünyanın değerbilmez oluşuna karşı koymak mümkün değildi.

Burada hiç olmazsa biraz olsun yaşlılığın izine rastlamak mümkün, gençlere yakışmayacak şey var mı, çirkin kimi küçük ayrıntılar da gençliğin tükenmez kudret kaynağında yitip gidiyor. Bir gencin tuzak kurmuş bakışları olsa bile kötüye yorulmaz; aslında bunu kimse fark edemez, hatta gencin kendisi de fark edemez. Yaşlılıkta ise elde tutabildiklerimiz ancak zerrecikler, bunlar yenilenebilir değildir, hep kollanmaları gerekir; yaşlanmakta olan bir kişinin tuzak kurmuş bakışları sadece tuzak kurmuş bakıştır, bunun farkına varmak çocuk işidir.

Yıllar ilerledikçe bu sorunla ilgili kaygılarımın artması, sorunun kendi önemiyle bağlantılı değil; öfkenin nedensizliği apaçık ortada olsa da, birinin size sürekli olarak öfke duyması çekilir çile değil; doğrulukları onaylanmasa bile, kimi kararları hiç olmazsa beden diliyle gözlemek zorunda kalabiliyor insan.

Her ne kadar onun ufak bedeninin özel bir hassasiyete sahip olduğunu itiraf ediyor olsam da, biz, işçilerden oluşan bir halkız ve Josephine bizden biri. Eğer bedenimizdeki çürüklere dayanarak topallamaya kalkışsaydık, bütün bir halkın topallaması asla durmazdı.

Bizim yaşamımız öyle bir yaşamdır ki bir çocuk hafiften yürümeye ve çevresini az buçuk ayırt etmeye başlar başlamaz tıpkı bir yetişkin gibi kendi başının çaresine bakmak zorundadır. Ekonomik sebeplerle dağınık yaşamak zorunda kaldığımız bölgeler çok geniş, çok fazla düşmanımız var ve bizim için hazırlanan tuzakları önceden görmek çok zor -çocuklarımızı var olma savaşının içinden çekip alamayız, eğer bunu yapsaydık onların vakitsiz ölümlerini hazırlamış olurduk.

- Ama neden takdir etmeyelim ki?
- Çünkü aç kalmak zorundayım, başka türlü yaşayamam.
- Ne tuhaf! Neden başka türlü yaşayamazsın?
- Çünkü, çünkü sevdiğim yiyeceği bulamıyorum. Eğer bulsaydım, inanın bana, ben de siz ve diğerleri gibi tıka basa karnımı doyururdum.

... açlık gösterilerinin tam anlamıyla memnun kalmış tek seyircisi yine kendisi olabilirdi. Gel gelelim açlık şampiyonu da bir başka bakımdan asla memnunluk duymuyordu; belki de kendi şahsına karşı beslediği hoşnutsuzluk, onun bu kadar zayıflamasına yol açmaktaydı.
Pin It

0 yorum:

Yorum Gönder